22 Şubat 2012

hayat sen ne güzel süprizlerle dolusun :))

Temmuz ayından itibaren hayatımız tamamen değişti.Bir mucize, bir süpriz ile geldi bu değişim. Artık hayatımıza 3 kişi olarak devam edeceğiz. Bu nedenle bloguma yazmaya uzun bir ara vermek zorunda kaldım. Uzun, sabırlı ve keyifli bir bekleyişteyiz bebişimizi kollarımıza almak için.

Gün sayıyoruz artık. bu süreçte yaptıklarımız gittiğimiz geziler, hazırlıklar, okul, yeni arkadaşlar, dostlar, bir sürü şey var yazılacak ama telaşımız hazırlıklarımız hala bitmedi biraz daha boş kaldığımda hepsini toparlayacağım.

Ve kırk gün sonra Sanırım buraya artık onunla değişen hayatımızı yazacağım :))

Sevgiyle Çınar bey'i bekliyoruz...

10 Şubat 2012

uzun uzak yollar

sesin gelsin önce

sonra kendin gel

gittiğin o uzun uzak yollardan

sıcak rüzgarınla

birlikte

15 Ocak 2012

şimdi sen...

bir acemilik ortasındasın

ya ileri gidip acemilikten kurtulacaksın ya da

durup aynı yerde

hayatın acemisi olmaya

devam edeceksin...

sen şimdi neredesin nesin nasılsın bilemem ki

ben seni her halinle sevmeye alışmışım

ki bu yüzden çok kez döndüm sözümden

kendime verdiğim.

ben seni sevmeyi nasıl böyle sevmişim

bilmem.

1 Aralık 2011

dönüş

nasıl yoğunum, anlatmaya sözcükler yetmiyor, o derece yani. Ne kadar zamandır da ihmal ettim canım blogumu çok üzülüyorum. Ama sanırım yavaş yavaş geri dönme vakti geldi. Hemde anlatacak o kadar çok şey birikti ki. Evet yavaş yavaş yazmaya başladım yeniden, çok mutluyum.

29 Haziran 2011

yalın bir gün

Hayır yalnız değilim...Çok güzel insanlar var bende ve mutluyum şükürler olsun.

Ama bugün çok uzun zaman önce hayatımdan çıkan bir zamanların güzel insanlarını

hatırlama günü...

bitmiş olsa da dostluklar arkadaşlıklar,

söyleyecek söz kalmadıysa

ve

araya başka yollar başka düşünceler başka sevgiler girdiyse,

genede

şunu söyleyebilirim

sildim geçtim geride bıraktım ama unutmadım hiçbirinizi..

ve ben hiç kimseyi kötü anmıyorum

hepinizden öğrendiğim başka başka şeyler var.

Dün gibi bugünde çok seviyorum sizleri...

oh be

umudumuz olsun dünyayı sevgiyle kuşatmak için bir yerlerde bir zamanlar sevdiklerimiz beklesin biz bekleyelim...

gerçek dostluklara...

11 Mayıs 2011

konumuz kasetler

Bu ülkede eskiden beri bir kaset modası var. Bir zamanlar sevdiğimiz sanatçıların yeni kaseti çıktığında müzik marketlerin önünde kuyruk oluştururduk. Devir değişti kasetler CD oldu, internetten şarkı dinler olduk. Artık kasetler siyasi amaçlarla çıkarılıyor. Ve internet yoluyla yayılıyor. Liderler meydanlarda kaset siyaseti yapıyor. En son MHP ile ilgili video skandalı yaşandı. İnternet de dolaşan videolar nedeniyle partide önemli görevdeki milletvekili adaylarından istifa etmek zorunda olanlar oldu.

Birincisi seviye yerlerde, ikincisi de kaset siyasetinin artık bırakılması gerekiyor. Her seçim döneminde böyle ayak oyunları yapılması çok sıkıcı geliyor artık biz seçmene bu böyle iyi biline. Ayrıca feminist yanımla da diyorum ki erkek ne zaman zina yaptığı için eleştirildi ki. Bakın Deniz Baykal örneğine yeniden aday peki nerede Nesrin Baytok?

Aslında artık kaset diye bir kavram yok. Videolar chiplere kaydediliyor. Ancak tüm yazılı ve görsel medyada haber "Kaset Skandalı" ve benzeri başlıklarla verildi. Biraz geleneksel ve kolay ifade etiği için ve kaseti çıktı dendiğinde tüm toplum ne denildiğini anladığı için hala kullanılıyor olabilir.

MHP ve kaset demişken, MHP lideri Bahçeli'nin son günlerin popüler pisküvit çikilota videolarına da kısaca değinmek istiyorum. Video o kadar hızlı yayıldı ki, Sosyal medya müdavimleri belki partiye ve liderlerine karşı hiç bir ilgi duymazken çoğunluğu gülümseten video sempati yaratmış olabilir.

Devlet Bahçeli şu ana kadar videoyu kaldırtmak yada paylaşanları eleştirmek gibi bir tepki de göstermedi. Bu hoşgörüsünü de artı hanesine yazmak gerekli diye düşünüyorum.

çok güzel...

hiç aynı olmadık ki biz aynı yöne farklı açılardan baktık hep

ve güzel bu...

çok güzel hemde

siyah dediğinde sen,

içindeki beyazı sana göstermek için tam karşında olmak herşeye değer.

ve senin gibi olmasam, senin gibi konuşmasam, sevdiklerini giyinmesem, senin yediklerini yemesem, duymak istediklerimi söylememekte inat etsen sen, istediğin gibi olmasam, inandıklarına gıcık olsam, inandıklarımla gıcık etsem de seni....uzar gider böyle...

farklı olduğunda kendini bulmak inan bunun gibisi yok ...

çünkü dünya aykırı değilde, ayrı olmaya çalışıp birarada durmayı becermek beceremese de denemek isteğiyle dolu ama cesareti az insanlarla, kopyalarla, doluyken

zor falan ama güzel ...

biriyle olmak değilde değişmek için birine ihtiyaç duymamak aslında

iyidir

güzeldir

candır...

26 Nisan 2011

PAZARLAYA-MA-MAK!!

Size kötü bir pazarlama örneği anlatmak istiyorum.

Bir süre önce Caddebostan Migros'ta bedava tatil çekilişine katıldık. Nasılsa çıkmaz diyerek- iki hafta sonra bizi arayıp bedava tatil kazandığımızı söyleyerek Acarlar'da bir adrese otel tanıtımı için davet ettiklerinde hatırlayana kadar- bunu unuttuk. (İlk hata : Aradıklarında Kurum Adı v.b bir bilgi paylaşılmaması oldu.)

Şüpheyle yaklaşıp kabul etmesekde ısrarlı aramalar sonucunda "bize bir şey satmaya çalışacaksanız gelmeyelim" diye şart koştuk. Onlarda "kesinlikle bir şey satmayacağız, sadece otelimizi tanıtıp bedava tatil hakkınızı teslim edeceğiz" yanıtı ile bizi kandırdı.İki saf düştük yola. Kartal'dan kalkıp Acarlar'a gidene başka ne denir ki...

Neyse gittik. Havuzlu falan böyle şaşalı bir villa, içinde ne iş yaptığını hala anlayamadığımız nerdeyse 20-30 kişi, dekorasyon zaten çok garip hiç işyeri ya da turizm şirketi gibi değil. Daha çok dizi dekoru gibi bir ortam. Keşke elimde görsel olsaydı da fikrinizi alabilseydim.

Sonunda karşı karşıya kaldık pazarlama elemanıyla ama tam da beklediğimiz gibi davrandı !! Karşımıza geçip " size burada bir tatil sisteminden bahsedeceğim evet desenizde hayır desenizde tatil hakkınız baki olacak. Kabul müdür? " diye sordu. Tokalaştık şok olduk kalakaldık :)Daha o dakika işimiz var biraz acele edelim mi demeye başladık. Bize birşey satmaya çalışacakları belli oldu. Başarısız bir görüşme olacağı kesinleşti.(HATA 2 vaat edilen ve yapılan uyuşmalıydı.)

Tüm görüşme sırasında karşımızdaki kişi sık sık değişti.( Bir yetkili ile görüşme devam etmeli ve tüm sorulara ondan net yanıtlar almalıydık. Yetersiz olduğunu düşündüğünüz elemanla potansiyel müşteriyi neden muhatap edersiniz ki )

Bizimle ilgilenen kişiye birşey sorduğumuzda -müdürüm bilir diyor el kaldırıyor böylece müdürünü yanında çağırıyor. Kalkıp yerini müdürüne veriyor ve sorumuzu iletiyor. Tüm görüşme bu şekilde ilerledi. Bu arada tüm görüşme sırasında yaklaşık 4-5 kişi gelerek meslek, yaş, tatil anlayışımız v.b konularda bizi tanımaya yönelik "aynı soruları" sordu, hepsi yazarak sistemlerini anlattı.(Şaşırdınız değil mi klişeve yanlış birarada)HATA 3 Her müşteriye birden fazla görüşmeci

Üçüncü kişiye artık dayanamayıp neden tekrar tekrar aynı soruları sorduklarını soruyoruz "-anlattığım kısmı bitirip sorunuzu yanıtlayacağım" denilse de yanıt alamıyoruz. Bu arada bize ısrarla IRC denilen bir sistem anlatılıyor ve satın almayı düşünüp düşünmediğimiz soruluyor.Cevabımız olumsuz oluyor.HATA 4 Yanıtsız kalan sorular

Telefonda 3 gece 4 gün kazandıgımız söylenen tatil bu aşamada bize getirilen formda 2 gece 3 gün oluyor. Nedenini sordugumuzda formun bittiği söyleniyor. Ve da da dadaaaa bedava oldugu söylenen tatilin bize verilen formunda kişi başı 25 euro ücret ödenmesi zorunludur yazıyor.(Şüpheyle yaklaştıgımız kadar varamış, hiç güvenilir değiller diyor, )formu alıp inceLeyecegimizi söylüyoruz VE HIZLI adımlarla mekanı terk ediyoruz. HATA 5 Çekilişle kazan üzerine para ver!!!

NOT : Görüşmeyi yapan kişiye ısrarla kampanya dışında otelinizde gecelik konaklama fiyatı nedir diye sormamıza rağmen hala bunun yanıtını bilmiyoruz.

NOT 2 : Şirketin adını yazsam mı bilemedim...

TAVSİYE : Satış yapacaksanız GÜVEN herşeydir Kimse güvenmediği mal-hizmeti almaz...İşin içinde bir dalavere olmasada güven kazanmaları için daha farklı yollar izlemeleri gerekiyor.